hayat etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
hayat etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

09 Nisan 2008 Çarşamba

Ayranı Yok İçmeye


Linkibol'da rastladım gerçekten ilginç. Elemanımız vermiş Flood(*)'un gözüne. İşin ilginç tarafı ise adam bizlere para kazanmayı öğretecek ama alanadı alacak parası yok. Ee her zaman söylerim atalarımız boş laf konuşmaz. Ne demişler:

Ayranı yok içmeye, faytonlar gider ...'ya.

* Flood: Bir kelimeyi ya da adresi gereksiz yere dikkat çeksin diye birden fazla yazmak.

Fenerbahçe 0 - Chelsea 2 - Elendik :S -

Fenerbahçe-Chealsea maçını izlemedim. Fakat fenerin elendiğini öğrenince üzüldüm. Türkiye Liginde gönlüm Sivas'ın şampiyon olmasından yanaydı ama Fenerbahçe de kupayı alsaydı fena mı olurdu ;)

Umarım seneye SivasSporla Fenerbahçe final oynar :)

Dipnot:

Golleri 4. dakikada Ballack, 88. dakikada da Lampard atmış.

Dipnot 2:

Ah be fenerim 2 dk. daha dayansaydın.

Dipnot 3:

Eski bir fenerbahçeli artık SivasSporluyum. - Aslında hep SivasSporluydum fakat o zamanlar 2. Ligdeydi biz de fenerbahçeliydik. Tabi hala gönlümün bir tarafında Fenerbahçe sevgisi var. - Ama şu sıralar futboldan koptum.

Dipnot 4:

Fenerbahçeyle ilgili aklımda kalan en eski şey Fenerbahçe-Gaziantep maçında Fenerin 3-0 yenilerken 4-3 yaptığı maç ve benim deliler gibi kazansın diye ettiğim dualardır :)

17 Kasım 2007 Cumartesi

Türkçe, "Türkçe" Yazılır, "Turche "veya "TurqCe" veya "Türkje" Değil!!

Uzun süredir taktığım bir durum var. Özenti dil. Tamam Türk Dil Kurumu başkanı filan değilim ama bu olay bende artık takıntı haline geldi. Her fırsatta da dile getireceğim. Aşağıdaki adreste geniş olarak bu konuya değinilmiş bir bakın derim. Hatta ulaştırabildiğiniz kadar çok kişiye ulaştırın..

Türkçe Türkçe Yazılır Msn Türkçesiyle Değil.

Bu bloga veya herhangi bir bloga yorum yazmadan önce lütfen şunlara dikkat edelim;


* Cümle büyük harfle başlar, nokta ile biter.

* Noktadan sonra boşluk bırakılır, yeni cümle başlar.

* “gelcem, gitcem, gidiyom” denmez “geleceğim, gideceğim, gidiyorum” denir.

* “Herkez” denmez “herkes” denir.

* “Yaaaa” çok laubali bir sözdür.

* “bU şEkiLDE” yazmak sadece okuyanı yorar.

* “Yanlız” değil “Yalnız” denir.

* “ğ” harfi “g” şeklinde yazılamaz.

* “Dahi” anlamındaki “de” ayrı yazılır. Yani “Bende, sende” denmez, “Ben de, sen de” denir.

* “Geldimi?” yazılmaz “Geldi mi?” yazılır. Soru takıları ayrı yazılır. “OKmi?” değil, “Tamam mı?” denir.
* “ahmet, belgin, duru” denmez. “Ahmet, Belgin, Duru” denir. Özel isimlerin, illerin, ülkelerin ilk harfleri büyük yazılır.
* “ki” eki, bağlaç olarak kullanılıyorsa ayrı, iyelik eki olarak kullanıyorsa birleşik yazılır.
* “v” yerine “w” yazılmaz…


Yani Türkçe, Türkçe yazılır. MSN Türkçesi’yle değil.


Dipnot: Başlıkta sql sorgusu gibi oldu :)

26 Ekim 2007 Cuma

Tarih Tekerrürden İbarettir Bir de Her Kötülüğün İçinde Bir İyilik Mi Var Gerçekten??

Evet arkadaşlar döndük dolaştık tekrar blog tutmaya başladığım aslında başlama sebebim olan noktaya geldik(bkz Messenger İsim Alanına Şiir vs. Yazma Hastalığı). Evet yine aynı olay. Ben yeni msn adresi aldım yok yine kurtulamadık bu olaydan. Öyle yapan kim varsa sildim yok yine geldiler arkadaş. Beni çatlatacaklar gerçekten belki msn olayında en çok sinir olduğum şeydir bu hastalık.

Ve işte delirdiğin an :D ;

Bu olayın üzerine aklıma ying yang sembolü geldi.. Her iyiliğin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde de bir iyilik vardırmış, falanmış, filanmış, mışmışmış...



Aslında bu ying yang olayına hakta vermedim de değil hani. Düşünsenize eğer o zat-ı muhteremler beni delirtmeseydi belki ben blog tutmaya hiç başlayamayacaktım.

Başlamışken bari bir şeyler daha karalayayım. Bir de tikky dili var internette bir hoş. Sanki herifin klavyesinde v harfi bozuk w, c harfi bozuk j, k harfi bozuk q yazıyor. Bir de harf yutma olayı ve yeni kelimeler türetme hastalığı var gelmiş bana tuhaf tuhaf şeyler yazıyor adam ya diyorum ne diyorsun anlamıyorum. Nasıl anlamazsın diyor? Tabi bende engelliyorum hemen. Ya siz hiç eeth diye bir şey biliyor musunuz? Türkçemizde?? Evet demekmiş bende sonradan öğrendim valla.

Yeter be bir bozulmadık dilimiz kalmıştı onunda içine ediyorsunuz yeter... Gerçi ben niye bu kadar takıyorum anlamadım. Özenti insanlar, özenti kültür, özenti dil. Ne diye canımı sıkıyorum ki? Ama kaybolup giden atalarımızdan bizlere kalan miraslar ve ben bunların kaybolmasına göz yummak istemiyorum..

Dip not: Şimdi birisi kalkıp msn rumuzunu "Her iyiliğin içinde bir kötülük, her kötülüğün içinde de bir iyilik vardır." Yaparsa sanırım gülmekten çatlıyacağım...

22 Ekim 2007 Pazartesi

Korkularlarınızla Yüzleşin..

Biliyorum uzun süredir bloguma bir şeyler yazmıyorum. Siz değerli okurlarıma karşı mahçup bir durumdayım.

Bu tür yazıları aslında yazmıyordum yani sadece teknoloji, web vs. konularda yazıyordum. Fakat hayat sadece kablolardan, devrelerden, silikonlardan oluşmuyor. Hayata dair şeylerde yazmak lazım diye düşünüyorum. Volkan Abi'nin blogu benim için esin kaynağıda oldu işin açığı. Hayata dair o kadar güzel şeyler yazmış ki.. Bende bari bir şeyler karalayım dedim.

Hımm ne demişim başlığımda korkularınızla yüzleşin. Bütün insanların korkuları vardır(Çok mu iddaalı bir söz oldu eğer korkusu olmayanlar varsa yorum yazsında özür diliyeyim yaptığım genellemeden ötürü.).

Bizler genelde korkularımızdan sürekli kaçarız. O kadar çok korkumuz var ki. Kiminin sınavı kazanamama, kiminin bazı şeylerle yüzleşememe korkusu, kiminin ölüm korkusu vardır vs. vs. Ne bileyim işte bir sürü korkumuz var. Bizler işin kolay bulduğumuz aslında işin en zor olanını yaparız ve korkularımızdan kaçarız. Biz kaçtıkça korkularımız bizi takip eder, amansız bir hastalık gibi...

Şimdi bakalım işin özüne. Sınavı kazanamama korkunuz mu var ? O zaman kafanız çatlayana kadar deneme çözün, olmuyor mu, bir daha çözün bir daha daha önünüzde uzun bir süre var sizden öncekiler nasıl yaptıysa sizde yapabilirsiniz? Hem kazanmasanız ne olur onu düşünün? Bakın düşündükçe Dünya'nın sonu olmadığını göreceksiniz. Kazanamasanız bu da size yeni bir kapı açacaktır. Unutmayın her son aslında yeni bir başlangıçtır.

Yüzleşemediğiniz bir şey mi? O şey neyse artık ondan kaçmayı bırakın. Yüzleşmekten korkmayın inanın yüzleştiğiniz zaman aslında korktuğunuz gibi bir şey olmadığını göreceksiniz.
Olsa ne çıkar ölüm yok ya ucunda. (Kan davalınız filan varsa gidip karşısına kabak gibi çıkmayın tabi yüzleşin dediysek o kadarda değil :D)

Ölmekten mi korkuyorsunuz. Sizden öncekiler nereye gittiyse siz de oraya gideceksiniz. Hem düşünsenize sonsuza kadar yaşadığınızı ne kadar manasız olurdu ?? Zaten öyle bir imkanınızda yok. O zaman elinizdekinin kıymetini bilin. Hayat insana verilmiş bir armağan ölümden korkmak yerine hayatınız doya doya yaşayın. Doya doya derken günü kurtarmak çabasıyla oraya buraya savrulmayı kastetmiyorum her anınızı dolu dolu yaşayarak fakat çevrenizde olup bitenlere duyarsız kalmadan. Size verilen armağanı iyi değerlendirin.Siz iyi olun, doğru olun, dürüst olun gerisi hikaye. Arkanızda sizi seven birilerini bırakabiliyorsanız, öldükten sonra bile yaptığınız güzel şeylerle anılabiliyorsanız sizden iyi yaşamış birisi olamaz.

Son sözler bırakın artık korkularınızdan kaçmayı, dediğim gibi siz kaçtıkça o sizi kovalayacaktır. Kovaladıkça korkunuz büyüyecek en sonunda içinden çıkılmaz bir hale gelecektir. Korkularınızı büyüten de sizlersiniz, onları yok edebilecek olan da. Tercih sizin ister üzerine gidip yok edin şu korkularınızı ya da hayatınızın sonuna kadar onu sırtınızda ağır bir yük gibi taşıyın...

21 Ekim 2007 Pazar

Atatürk'ün Bursa Nutku..

http://www.meb.gov.tr/belirligunler/19mayis/vecizeler/ataturk_genclik.html

Yorumsuz.

10 Ekim 2007 Çarşamba

Bir kaç dize.

Kahpe felek bu mu idi dileğim,
Ömür boyu, yaşam boyu çileyim,
Bana gül diyorlar canım, nasıl güleyim,
Dost ağlayıp, düşman güldükten sonra.